Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Otizmli çocuklara ayrımcılık


14.11.2019 - Bu Yazı 163 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aksaray’ın bir ilköğretim okulunda otizmli öğrencilere yapılan ayrımcılık, gündemde öne çıktı.

Vatandaşların olayı sosyal medyaya taşıması, kamuoyunun bu vahim gelişmeden haberdar olmasını sağladı.

Utanılacak işler

Bazı öğrencilerin velileri, çocuklarının otizmli öğrencilerle aynı okulda okumasını istemiyor. Okul yönetimine baskı yapıyorlar. İşgüzar mahalle muhtarı da onlara destek veriyor ve protestonun örgütlenmesinde rol alıyor.

Okula bu dönemde tayin edilen müdür de aynı fikirde. Kaynaştırma işini zora sokuyor. Öğrencilerin bazılarının okulu terk etmesine yol açıyor. Sayının 19’a düştüğü belirtiliyor. Halbuki geçen dönem böyle bir sorunun olmadığı ve otistik öğrenci sayısının 42 olduğu ifade ediliyor.

Sınıfları diğerlerinden paravanla ayrılıyor. Öğretmen talepleri karşılanmıyor. Okula ancak arka kapıdan girip çıkabiliyorlar. Sonunda, ders çıkışında bazı öğrenciler ve velileri otizmli öğrencileri yuhalayıp okuldan ayrılmalarını istiyor.

Aksaray Valisi hadiseyi inkâr eden bir açıklama yaparak, işi örtbas etmeye çalışıyor.

Sessiz kalınmadı

Neyse ki Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve TBMM Gelişim Bozuklukları Araştırma Komisyonu, otizmli çocukların akranlarıyla aynı mekânda özel eğitim görmesini savundular ve olayı kınadılar.

Olayı soruşturmak için üç MEB müfettişi görevlendirildi ve okul müdürü açığa alındı.

Derinlerde yaşayan bir sorun

Engellilerin, otizmlilerin, kısacası bütün “öteki”lerin toplumsal hayat içinde yaşadığı ve hissettiği sayısız problem var.

Devletin ve toplumun bunların farkında olması; başgösteren problemleri azaltacak tedbirleri alması gerekir.

Bir gerçek de otizmin giderek büyük bir toplumsal sorun haline gelmesidir. Uzmanlar, Türkiye’deki otizmlilerin  oranının 1/59’dan 1/40’a yükseldiğini ifade ediyor.

Türkiye’nin bu alanlarda henüz çok mesafe aldığı söylenemez.

MHP Kahramanmaraş milletvekili Sefer Aycan, “Aslında ailelerin eğitime ihtiyacı olduğu apaçık ortada” demiş. Yetmez; toplum olarak hepimizin eğitilmeye ihtiyacı var. Tabii devletin de gerekli tedbirleri almaya…

Farklı olan her yerde mağdur

Dünyada da durum çok farklı değil. “Öteki”ler baskı altında. Ölümcül örneklerin ise haddi hesabı yok. ABD ve Avrupa ülkelerine bakmak bile vahameti görmeye yetiyor…

Toplum içinde farklı olanlara yönelik davranış ve politikalar, ister istemez insanın aklına tarihte yaşananları getiriyor.

Çok bilinen ikisini anarak yazıyı bitireyim: Biri Yunan şehir devleti Sparta, diğeri ise Hitler Almanyası.

Çocukların devletin malı olduğu Sparta

Sparta ve Spartalılar Yunanistan’da MÖ 800-700 civarında tarih sahnesine çıktı. Hint-Avrupa kavimlerinin Yunanca (Elence) konuşan branşının ikinci dalgası olarak kuzeyden gelen Dor kabileleri tarafından Yunanistan’ın Peloponnesos yarımadasında kurulan Sparta, görevleri savaşta komutanlık,  barışta rahiplik yapmak olan iki kral tarafından idare edilirdi.

Asıl karar mercii “Apella” adını taşıyan meclisti. Bütün yetişkin erkek yurttaşlar aynı zamanda askerdi. Likurgos’a atfedilen sert kanunlarla yönetiliyordu.

Doğanın bağrında, çok kıt kaynaklar temelinde varlıkla yokluk arasındaki bıçak sırtında yaşamanın yol açtığı bir reaksiyon, nüfusu kontrol altına almak ve yararsız kabul edilen unsurları topluma taşıtmamaktı. Bunun için bütün çocuklar devletin malı kabul ediliyordu. Annelerinden hasta, zayıf, sağır, âmâ, zekâ özürlü, vb doğan çocuklar devlet buyruğuyla doğaya bırakılarak ölüme terk ediliyor; yalnız güçlü olanların yaşamasına izin veriliyordu.

Nazi Almanyası

5 Mart 1933’te iktidara gelen Hitler’in başını çektiği Naziler, Aryan ırkını “kirleten” ırklara ya da eksik, kusurlu ve hasta insanlara karşı 14 Temmuz 1933‘te uygulamaya soktukları “Gelecek Nesillerde Kalıtımsal Hastalıkların Önlenmesi Yasası”yla, insanlığın gördüğü en gaddar öjeni (ırkın ıslahı) ve “zihinsel hijyen” hareketini başlattılar.

Bu yaklaşıma teorik kılıf uyduran bilim adamları, tezlerini tarihsel olarak Sparta’ya dayandırmak istedi. Hitler ve Nazilerin yaptıklarıyla kıyaslanınca Sparta’nınki çok masum kalıyor.

Sosyal Darwinizmden ilham alan Naziler, “saf ve temiz ırk” idealine ulaşmak için Alman ulusunun “saf olmayan ve istenmeyen” bütün unsurlardan temizlenmesini hedeflediler. Bu insanlık dışı programın adı “T4-Ötenazi Programı” idi.

İnsanların arzuları hilâfına kısırlaştırılmaları bir yana; yüz binlerce tedavisi mümkün olmayan hasta, fiziksel veya zihinsel engelli, ruhsal sorunları olan, zayıf ve güçsüz görünen insan ve yaşlı öldürüldü. Aynı anda, birçok kampta başta Yahudiler, Romanlar ve eşcinseller olmak üzere milyonlarca insan gaz odalarında öldürüldü.

Kötülük öğrenilen bir şey!

Otizmli çocuklara yapılan, elbette yukarıdaki örneklerle kıyaslanacak türden bir şey değil. Yasaların ve devletin de böyle bir şeye hoşgörüsü yok. Üstelik vakitlice tepki gösterildi ve tavır alındı.

Böyle bir kötülük kalıtsal değil. Sonradan öğrenilen ve çeşitli gerekçelerle politika haline gelebilen bir tercih.

O nedenle, “Bizde böyle şeyler olmaz” rahatlığı ve umursamazlığı içine olmamalıyız.

Farklı olanlarla her bakımdan eşit şartlarda, empati duygusunu kaybetmeden yaşayabilmek, her ülke için varılması gereken bir hedef.

Facebook Yorumları

reklam
3.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
21.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
14.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
7.11.2019
Zor denklem!
14.10.2019
Yargı ve adalet krizi
3.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
6.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
13.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
17.05.2019
#sanatçıyadokunma!
10.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
3.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
14.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
6.4.2019
Adresini arayan uyarı!
3.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
9.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
19.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
10.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
29.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
23.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
14.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
1.8.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
11.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
18.3.2017
Sorunları uhulet ve suhuletle çözmek
12.3.2017
Kılıçdaroğlu’nun “gafı” ve Alaattin’in Lambası
6.3.2017
28 Şubat’ın 20. yılında mağduriyet ve muktedirlik
26.2.2017
“Gırgır” dergisi kapanırken
19.2.2017
“Evet” nasıl anlatılıyor?
12.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim (2)
5.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim!
29.1.2017
Müfredat değişikliğine Atatürk’ten başlamak
17.1.2017
Tunus başardı; ya Türkiye?
11.1.2017
Reina katliamı ve hayat tarzı tartışmaları
3.1.2017
Umutlandıran üç olay
28.12.2016
Kaos günlerinde referandum
22.12.2016
Ne günlerden geçiyoruz!
3.12.2016
AB’nin yolu kendisinden önemli
22.11.2016
Başkanlık sistemi ve düello
15.11.2016
CHP bildirisi ve iki cephe
7.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak? (2)
2.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak (1)
24.10.2016
Bahçeli bunu hep yapıyor
17.10.2016
CHP sempozyumu ve Ankara katliamı
9.10.2016
JİTEM’ci albay ve Cumartesi Anneleri
2.10.2016
Atışma değil tartışma ve reformun tam zamanı
25.9.2016
Tartışma ihtiyacı
18.9.2016
Hatâlı uygulamalar havayı iyice bozuyo
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive