Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Türkiye Gemisi


27.05.2019 - Bu Yazı 424 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  31 Mart yerel seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerdiği Türkiye İttifakı’nın ortada kaldığını birkaç hafta önce yazmıştım.

Öyle olmasını istediğimden değil; AK Parti ile MHP’nin duruş ve niyetinin bütün Türkiye’yi kucaklaması mümkün olamayacağından... sergiledikleri siyasal tavır ve dilin böyle bir yönelime hayat hakkı tanımayacağından... öyle demiştim.

Çünkü MHP daha Türkiye İttifakı’nı ilk duyduğunda hışımla tavır almış; Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları o günlerde bir şehit cenazesinde Cumhur İttifakı yanlılarınca linç edilmek istenmiş; önemli bir Kürt seçmen kesiminin partisi HDP ise daha baştan kapsam dışına itilmişti.

Sonra anlaşıldı ki, yerel seçim sonuçlarının alarm zillerini çaldırması, iktidar kesimini ister istemez daha yumuşak ve kapsayıcı konuşmaya zorlamıştı.

Hop Türkiye İttifakı, hop kutuplaşma!

Tek zarfta dört oy pusulalı İstanbul seçimleri YSK’nın 7 üyesinin oyuyla iptal edilip, sadece İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin yapılmasına karar verilince, hava yine 180 derece değişti.

Cumhur İttifakı’nın partileri oyların çalındığını iddia ettiler; hırsızların kim olduğunu söylemediler ama CHP’nin organizasyonunda gerçekleştirildiğini ima eden sert ve ağır suçlamalarda bulundular.

İnandırıcı gerekçeler sunmakta zorlandıklarından olmalı; çareyi muhalefete karşı dillerini daha da sertleştirmekte buldular.

Gidişatın hiç de iyi olmadığını; ekonominin ancak kuralları belli bir piyasa ve işleyen bir demokrasiyle istikrar ve güven kazanabileceğini söyleyen büyük iş çevrelerinin örgütü TÜSİAD’ın yaşını başını almış ünlü temsilcileri azarlandı, tabiri caizse tehdit edildi.

AK Parti sözcüleri bir yandan Türkiye İttifakı’ndan dem vurup kendi memnuniyetsizlerini ve muhalefetin önemli bir kesimini yatıştırmak istiyor; diğer yandan, gelişmelerden rahatsız olduklarını ifade edenleri sert bir şekilde sindirmeye çalışıyor.

Aslında kutuplaştırıcı dilden ve ötekileştirme politikalarından hiç de vazgeçilmiş gibi görünmüyor.

Bundan olmalı ki, ana muhalefet partisi CHP’ye ve Millet İttifakı’na, iş dünyasına, kimlik sorunu yaşayan Kürtlerin siyasi temsilcilerinden biri olan HDP’nin payına muhtelif suçlamalar düştü, düşüyor.

Anlaşılan, AK Parti ve sözcüleri önerdikleri Türkiye İttifakı’na kendileri de inanmıyor!

Şimdi de “Türkiye Gemisi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kez “82 milyon hepimiz aynı Türkiye Gemisi’ndeyiz” dedi. Muhtelif risklerden bahsederek, birlik ve beraberlik istedi; umut ve iyimserlik yansıtan ifadelerde bulundu.

“Aynı gemideyiz” söylemi siyasette oldum olası sevilen bir benzetmedir.

Mustafa Kemal’in Bandırma gemisiyle Samsun’a çıkıp Millî Mücadele’yi başlatması olarak anılan 19 Mayıs’ın 100. yıldönümünde, iktidarın bir gemiyle o limana giden öğrencileri karşılama törenine HDP hariç diğer partilerin liderlerini davet etmesi, Türkiye İttifakı’nda olduğu gibi aşırı yorumlara yol açtı.

İyi Parti liderinin gitmeyi reddettiği, HDP’nin ise gidemediği bu davetin fotoğrafında yeni bir başlangıç görenler oldu.

Erdoğan, hemen arkasından TBMM bahçesindeki iftar yemeğinde yaptığı konuşmada “82 milyon hepimiz aynı Türkiye Gemisi’ndeyiz” deyince, hakikaten yeni bir şeyler olacağına dair iyimser yorumlar gelmeye başladı. 

Kulağa hoş geliyor, fakat gerçekçi olalım.

Benzetmeyi pek doğru bulmuyorum, ama eğer bir gemi söz konusuysa kimin hangi kamarada bulunduğuna, geminin rotasının kimin arzusuna göre belirlendiğine, yemek vakti kaptanın masasında kimlerin oturduğuna, yolcu çoğunluğunun içinde bulunduğu şartlara bakmak çok şeyi anlatır.

Bu ülkeyi ağır sorunlarıyla bizden önceki kuşaklardan devraldık. Kimlik, inanç, yaşam tarzı, ekonomik durum, siyasal tercih ve kültürel şekillenme bakımından olağanüstü bir çeşitliliğe sahibiz.

Hiç kimseyi birbirine benzemeye zorlamadan, sürdürülebilir bir çoğulculuk, eşit katılımcılık ve müzakereci demokrasi şartlarında, adalet ve barış içinde bir arada yaşamak ve kalkınmayı bu temel sorunları gözeterek gerçekleştirebilmek önemli bir toplumsal hedefti.

Ama AK Parti de 17 yıldır iktidarda olmasına ve ilk dönemlerde bazı doğru adımlar atmış olmasına karşın, son tahlilde  yeterli çözümler getiremedi ve başarılı olamadı. Şimdi tıkandı ve Türkiye artık patinaj yapıyor. 

Mevcut sistem yürümüyor

Önceki parlamenter sistemimizin hayli eksikleri vardı. Siyasal istikrar ve ekonomik gelişme o sistemde güçlükle işliyordu. Dünyanın gelişim hızının ve ülkenin nüfus artışının yarattığı ihtiyaçları karşılamakta zorlandığımız için, kapsamlı bir demokratikleşme atılımına ve yeniden yapılanmaya gereksinim duyuluyordu. İnanç ve kimlik temelli sorunlar anlamlı olmayan endişelerle sürekli erteleniyor ve iç huzursuzluk bir türlü giderilemiyordu.

Cumhur İttifakı’nın aşırı bir milliyetçiliği ve deforme bir muhafazakârlığı zerkettiği başkanlık rejimine, toplumun yaklaşık yarısının itirazına rağmen geçilmiş olması, sorunlarımızı daha da ağırlaştırdı.

Ekonomi çöküşün eşiğinde; bazı iktisatçılara göre dip yapmak için gün sayıyor.

Eğitimli ve eğitimsiz işsiz sayısı bütün zamanların rekorunu kırma yönünde ilerliyor.

Gençler geleceklerini yaban ellerde arıyor.

Pahalılık sınır tanımıyor; yoksulluk habis bir ur gibi her yanımıza yayılmış durumda.

Sermaye sahipleri iktidardan umudunu kesmiş, yurt dışında güvence peşinde.

Yasama neredeyse anlamını yitirdi. Ülkenin hiçbir önemli meselesi TBMM’de doğru dürüst müzakere edilemiyor ve iktidarın icraatı denetim konusu olamıyor.

Uzmanların değerlendirmelerine bakılırsa, yargı iktidarın bir dairesi durumunda. Hak, hukuk ve adalet mumla aranıyor. Hele YSK gibi seçimlerin güvenliğinden, saydamlığından ve adil olmasından sorumlu bir yüksek yargı organının, İstanbul belediye seçimleri dolayısıyla kendisini ve ülkeyi içine düşürdüğü son durum, tam anlamıyla içler acısı.

İnandırıcılık bir kez yitirilince…

Tıpkı Türkiye İttifakı gibi, Türkiye Gemisi sözü de işte bu şartlarda iktidar sözcülerinin ağzından çıktı. Ama artık inandırıcı olunamıyor.

Bu öneriler, bu konuşmalar, çok açık ki olağanüstü büyük bir rant alanı olan İstanbul’un belediye başkanının seçilmesine bir ay kala ortaya atılıyor.

İktidarın belediyeyi yeniden almak için bütün gücüyle İstanbul’a abandığı günlerde masaya sürülüyor.

Ama herkes biliyor ki İstanbul belediyesi 25 yıldır bu ekip tarafından yönetilmekte. Türkiye çapında iktidar derseniz, beş dönemdir AK Parti’nin elinde.

Bu gerçekler ortadayken, gelin de bu sözlere inanın! Kolay mı?

Ülkenin uluslararası sorunları yok mu? Elbette var. Suriye ve güney sınırımız henüz sükûnete kavuşmuş değil. Geleneksel müttefiklerimiz NATO, ABD ve bazı AB ülkeleriyle giderek artan anlaşmazlıklar söz konusu. Bölgemiz ve dünya yeni siyasal değişim ve gerilimlere gebe. Burnumuzun dibinde, İran ile ABD arasında savaş satrancı oynanıyor. Ülke, bunları göğüsleyecek iç huzura, uzlaşmaya ve dayanışmaya muhtaç.

Ama yaptığı demokrasi dışı siyasi tercihler, uyguladığı savruk ekonomik politikalar, dayattığı otoriter başkanlık rejimiyle ülkeyi bu noktaya getirenlerin, halkın seçimlerle açığa çıkmış siyasal değişim isteği karşısında “haydi gelin, Türkiye İttifakı olarak Türkiye Gemisine binelim ve güvenli denizlere açılalım” teklifi için zamanın artık çok geç olduğu görülmüyor mu?

Eğer Türkiye’nin bir gemi olduğunda hâlâ ısrarcıysanız, bilin ki yolcular meşru ve demokratik yollardan bu geminin kaptan köşkündeki ekibi toptan değiştirmeyi düşünmeye başlamış durumda.

Facebook Yorumları

reklam
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
6.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
13.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
17.05.2019
#sanatçıyadokunma!
10.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
3.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
14.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
6.4.2019
Adresini arayan uyarı!
3.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
9.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
19.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
10.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
29.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
23.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
14.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
1.8.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
11.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
18.3.2017
Sorunları uhulet ve suhuletle çözmek
12.3.2017
Kılıçdaroğlu’nun “gafı” ve Alaattin’in Lambası
6.3.2017
28 Şubat’ın 20. yılında mağduriyet ve muktedirlik
26.2.2017
“Gırgır” dergisi kapanırken
19.2.2017
“Evet” nasıl anlatılıyor?
12.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim (2)
5.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim!
29.1.2017
Müfredat değişikliğine Atatürk’ten başlamak
17.1.2017
Tunus başardı; ya Türkiye?
11.1.2017
Reina katliamı ve hayat tarzı tartışmaları
3.1.2017
Umutlandıran üç olay
28.12.2016
Kaos günlerinde referandum
22.12.2016
Ne günlerden geçiyoruz!
3.12.2016
AB’nin yolu kendisinden önemli
22.11.2016
Başkanlık sistemi ve düello
15.11.2016
CHP bildirisi ve iki cephe
7.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak? (2)
2.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak (1)
24.10.2016
Bahçeli bunu hep yapıyor
17.10.2016
CHP sempozyumu ve Ankara katliamı
9.10.2016
JİTEM’ci albay ve Cumartesi Anneleri
2.10.2016
Atışma değil tartışma ve reformun tam zamanı
25.9.2016
Tartışma ihtiyacı
18.9.2016
Hatâlı uygulamalar havayı iyice bozuyo
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive