Ali Tarakçı

Gazete DAMGA



Bookmark and Share

Neden kayyumlar atanıyor ve neden HDP düşmanlaştırılıyor?


1.06.2020 - Bu Yazı 125 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, Siirt’te okuduğu şiirden dolayı, 1998 yılında hapis ve para cezası almış, cezası Yargıtay tarafından onanınca belediye başkanlığı görevinden alınmış ve cezaevine girmişti.

TCK’nın 312/2 maddesine göre “Halkı din ve ırk farkı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek”ten devlet Erdoğan’ı o gün tasfiye etmeye karar vermişti. Ancak bu karar, onun Türk siyasetindeki büyük yürüyüşünün de başlangıcı olmuştu.

***

Yıllar sonra 2002 yılında siyaset yasağı kaldırıldı.

Siirt seçimlerinde Pervani ilçesinde 3 sandık kurulunun oluşturulmadığı, 1 sandığın kırıldığı gerekçesiyle AK Parti YSK’ya seçimlerin iptali için müracaat etti.

YSK başvuruyu kabul etti ve Siirt seçimlerini iptal etti. AK Parti’den milletvekili seçilen Merdan Gül, CHP’den Ekrem Bilek, Bağımsız Milletvekili seçilen Fadıl Akgündüz’ün milletvekillikleri düştü.

Erdoğan Siirt’ten yüzde 84.8 oy alarak seçimleri ve AK Parti de 3 milletvekilinin tamamını kazanmıştı.

*** 

Siirt’te bulunan tüm siyasi partilerden vatandaşlar, Recep Tayyip Erdoğan’ı yüzde 85 destekle TBMM’ye gönderirken, 28 Şubat darbesine ve siyasi yasaklara karşı tepkilerini ortaya koyuyorlardı.

Siirt Belediye Başkanlığı’nı 1999 yılında yüzde 40 ile HADEP, Erdoğan’ın çok büyük oyla kazandığı 2002 seçimlerinin ardından, 2009, 2014, 2019 seçimlerini HDP kazandı.

Siirt’te HDP son üç yerel seçimde yüzde 50’ye yakın bir oyla kazanmış. 2018 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş yüzde 49.2 oy alırken, 12 yıl önce yüzde 85 oy alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ancak yüzde 42.8 oy alabilmiş. HDP genel seçimlerde oyu yüzde 50’inin altına hiç düşmemiş ve 7 Haziran 2015 seçimlerinde ise oyu yüzde 65 ile tavan yapmış.

Siirt seçimleri üzerinden; AK Parti ve Erdoğan ile HDP’yi, son yirmi yılı daha iyi okumak mümkündür. AK Parti, Siirt belediye başkanlığı seçimlerini son üç yerel seçimde kazanamamış ve tam üç defa kayyum atayarak kenti merkezden yönetmeye devam etmiş.

***

Geçtiğimiz günlerde HDP’li 5 belediye başkanı daha görevden alındı. Haklarında ‘terör örgütü propagandası yapmak, terör örgütüne üye olmak, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ suçlarından soruşturma açılan Siirt Belediye Başkanı Berivan Helen Işık, Iğdır Belediye Başkanı Yaşar Akkuş, Siirt’in Baykan ilçesi Belediye Başkanı Ramazan Sarsılmaz, Siirt’in Kurtalan ilçesi Belediye Başkanı Baran Akgül ve Muş’un Korkut ilçesine bağlı Altınova belde Belediye Başkanı Cesim Budak İçişleri Bakanlığı’nca görevden alındı. 

2019 yılında yapılan yerel seçimlerde; HDP, 3'ü büyükşehir olmak üzere 8 il, 54 ilçe ve belde de seçimleri kazanmış, Diyarbakır da dahil kayyum atanan tüm belediyeleri geri almıştı. Kars ve Iğdır'da tüm partilerin ittifaklarına rağmen kazanmıştı. 

HDP 65 belediye kazandı, 14 ayda 45’ine kayyum atandı, 6 başkanın mazbatası verilmedi

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir, Siirt, Batman, Hakkari, Iğdır belediye başkanlıklarına kayyum atanırken, geride Kars ve 13 ilçe ve belde belediye başkanlığı kaldı. Bugüne kadar HDP’nin kazandığı 65 belediye başkanlığından 45’ine kayyum atandı, 6 başkanın mazbatası verilmedi. 

Geçtiğimiz günlerde Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, görevden alınabileceğini ve yerine kayyum atanabileceğini belirterek, atanacak kayyuma yapılacak işleri Twitter’dan duyurmuştu.

Görünen o ki, devletin verdiği karar belli. Millet iradesini yok saymak ve HDP’li belediyeleri AK Parti il ve ilçe başkanlıklarına dönüşmüş vali ve kaymakamlar eliyle yönetmek.

Devlet, seçilmiş belediye başkanları gözaltına alır alınmaz, görevden alıp yerlerine kayyum atıyor. Kendi hukukunu askıya alan devlet, aynı zamanda 51 merkezde belediye meclislerini de feshederek, ikinci kez millet iradesini yok sayıyor.

Demokratik hukuk herkese lazım

Bir ülkenin 81 ilinden 7’sine, HDP’nin kazandığı 65 belediye başkanlığının 45’ine kayyum atıyorsan, 6 başkanın mazbatasını vermiyorsan, görevden aldıklarına bir yıl önce seçime katılma hakkı veriyorsan, hatta kimileri ile ilgili daha gözaltı yapılmadan yerlerine kayyum atıyorsan, gözaltına aldıktan sonra serbest bırakıyorsan, kimilerinin haklarında daha iddianamem bile yokken suçlu ilan ediyorsan ve en önemlisi ülkede hukuk herkes için eşit işlemesi gerekirken, batıda görevden aldığı belediye başkanlarının yerine belediye meclislerinden yasa gereği belediye başkanı seçerken, HDP’li belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine belediye meclislerinden yeni belediye başkan vekili seçilmesini engelliyorsan orada hukuk rafa kaldırılmış demektir. 

Ve görünen o ki, 1998 yılında Erdoğan’ı uydurma bir ceza ile cezaevine kapatan, siyasi yasaklı duruma dönüştüren, İstanbul halkının iradesini gasp eden devlet, o gün İstanbul’a kayyum atamayıp, belediye meclisinden bir meclis üyesinin seçilme hukukuna müdahale etmiyordu. Ve o gün mecliste azınlık olan Refah Partisi içinden Ali Müfit Gürtuna belediye başkanı seçiliyordu. 

Yirmi yıl önce Erdoğan, bugün yaşananları görse sıkı bir muhalif olur ve yapılanları çok ağır bir biçimde eleştirirdi. Ve inanın bugünkü AK Parti trolleri 20 yıl önceki Erdoğan’ın tutuklanmasını talep ederdi. Yirmi yıl sonra Erdoğan’ın, devletin bekası diyerek bizzat hukuksuzluğu savunur duruma gelmesi ise nasıl değiştiğinin de göstergesidir. 

***

1999 yılından beri doğuda yapılan yerel seçim sonuçlarını şunu gösteriyor; Tutukluyorsunuz, görevden alıyorsunuz, yerlerine kayyum atıyorsunuz, seçmen iradesi onları tekrar seçiyor. Kaybettikleri yerler olurken, yeni yerler kazanıyorlar. Kars örneğinde olduğu gibi. 

Kürt halkının seçme iradesini yok etmek, iradelerine vali, kaymakam atamak tam bir hukuksuzluktur. Devletin kendi hukukunu askıya almasıdır. Hukuksuzluk yapanların, 100 yıllık tarihimize bakınca kaybettiklerini, hukuksuzluğa uğrayanların ise kazandıklarını görüyoruz. Milletin vicdanı eninde sonunda hukuksuzluğa uğrayanların yanında duruyor. 

HDP bugün TBMM’de gurubu olan bir siyasi partidir. Ülkede 5 milyonun üzerinde oy almakta, ne yapılırsa yapılsın, en olağanüstü dönemde bile TBMM’de yerini almaktadır. 

HDP’nin şeytanlaştırılması Türk ve Kürt şahinlere yarıyor

AK Parti, HDP’nin düşmanlaştırılmasından fayda sağlamaktadır. Aynen son 40 yıldır devletin Kürt düşmanlığı üzerinden iktidarını yeniden inşa etmesi gibi. HDP’nin de devlet ve AK Parti tarafından düşmanlaştırıldıkça kendi iç tartışmalarını öteleyerek, son yirmi yıla bakınca Kürt halkının yarasından fazlasının desteğini koruduğunu, ancak bu çatışmadan Türkiye’nin kaybettiğini görüyoruz.

Şiddete ve çatışmaya dayalı politikaların bir tarafı yoksa sürdürülemiyor. Her iki çatışmacı politikanın birbirine ihtiyacı oluyor. Kürt halkı üzerinde siyaset baskısı büyüdükçe, Kürt hareketi içinde demokratik yeni siyasi hareketlerin çıkması engelleniyor, çünkü Kürtler ehveni şer yaparak, HDP’ye siyasi olarak sahip çıkmaya devam ediyor.

*** 

Yakın tarihte yaşananlara bakınca, kayyum atanan her yeri ilk yerel seçimlerde, yine HDP’liler kazanacak. Devlet, HDP’ye yönelik linç politikasını büyüttükçe, parti içinden demokratik bir siyaset kültürünü yeşertecek ve büyütecek muhalifler kendilerini geri çekmekte, mecburen var olan yapıyı desteklemektedir.

Demokratik ve barışçı Kürt siyasi hareketinden yana olanlar ise HDP yönetiminin hatalarına ve eksikliklerine rağmen, “böyle bir dönemde eleştiri yapılmaz” diyerek, yüreklerine taş basarak susmakta ve kerhen destek vermek zorunda kalmaktadırlar. 

Sonuç olarak devlet, HDP’nin üzerine geldikçe çatışmacı politikaların her iki tarafta da alıcısı büyümekte, iktidar buradan da beslenirken, Kürt hareketin şahinleri de aynı yerden beslenmeye devam etmektedir.

HDP’nin değişmesini kimler istemiyor?

HDP karar alıcılarının, KCK davalarından yargılanan ve ceza alacağı aşağı yukarı belli olan isimleri özellikle belediye başkan adayı göstermesi, milletvekillerini istifa ettirip belediye başkan adayı yapmasının nedenine iyi bakmak gerekir. 

Milletvekili ve belediye başkan adaylarının, dar bir yapının içinden tekrarlanarak çıkıyor olması, Türk solunun marjinal yapılarına ait kişilerin milletvekili adayı gösterilmesi, partiye gönül ve emek vermiş olanların iradelerinin yok sayılması, parti kadrolarını rahatsız etmektedir.

Parti içerisinde çok ciddi bir muhalif hareketin dinamikleri, yaşanan hukuksuzluklardan dolayı kendilerini geri çekmekte, devletin baskıcı ve kayyum politikası yüzünden yukarıdan baskılanmakta, daha barışçı, demokratik bir Kürt hareketin çıkması bizzat devletin zor politikalarından dolayı sesini yükseltmesi engellenmektedir. 

Selahattin Demirtaş’ın parti içinde hangi kanadı temsil ettiğine iyi bakmak ve neden içeride tutulduğunu da iyi okumak gerekiyor.

Son söz: Çatışmacı ve şiddet dilini yükseltmek sonuçta her iki tarafın şahinlerine yaramaktadır. Sırrı Süreyya Önder’in çıkışının kimi yaradığını, kimin işine geldiğini, Zanka TV’de değerlendirmiştim. Buradan izleyebilirsiniz.

Facebook Yorumları

reklam
5.11.2020
Cumhuriyet demokrasi demek, demokrasi de Cumhuriyet demek değildir
26.10.2020
Özdağ, CNN'deki açıklamaları hırsından ve fezleke korkusundan dolayı yaptı!
11.10.2020
Erdoğan giderse ne olur?
11.10.2020
HDP'ye Kobani operasyonları; geçmişle 'hesaplaşma' vakti!
20.07.2020
Ayasofya’nın camiye çevrilmesinden iktidara beklediği ekmek çıkmaz
22.06.2020
Korona da geçecek… Dert etmeyin…
1.06.2020
Yıl 1997: Recep Tayyip Erdoğan ve Bekir Yıldız…Yıl 2020: HDP’li belediyeler…
1.06.2020
Neden kayyumlar atanıyor ve neden HDP düşmanlaştırılıyor?
1.06.2020
Ölüm rakamları, vaka sayıları doğru mu? Bir devlet rakamları neden vatandaşından gizler?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive