Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Ak Parti’nin Hikâyesi


2.9.2015 - Bu Yazı 1193 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 7 Haziran seçim sonuçları önümüzde güncel bir veri olarak duruyor. Anlamlı bir zaman geçmeden 1 Kasım’da erken seçim olacak. Tüm partilerin yapılacak seçimlere ilişkin beklentileri, hayalleri var. Bu beklenti ve hayallerin gerçekliğini gösterecek temel gösterge 7 Haziran öncesi söylem ne idi, ve 7 Haziran sonrası devam eden süreçte söylem ne tür bir dönüşüm geçirdiğidir.

Bu açıdan siyasi partilerin ele alınması, değerlendirilmesi ve 1 Kasım’a dönük performanslarının kritik edilmesi hem siyasi partilerin beklentilerinin hem de Türkiye’nin yakın geleceğinin gerçekliğine ilişkin muhtemel bir resmi görmemize imkân sağlayacaktır.

7 Haziran’da birinci parti olarak çıkan ve son on üç yıldır iktidarda olan Ak Parti bu açıdan ele alındığında karşımıza ne tür bir tablo çıkıyor.

Ak Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde Türkiye’ye, Türkiye’nin kronik sorun alanlarına ve daha önemlisi Türkiye’nin geleceğine ilişkin o günün koşullarında anlamlı bir hikâyesi mevcuttu.

Bu hikâyenin ağırlıklı bölümünü, müesses nizamın tasfiyesi, vesayet düzeninin sivil siyaset lehine geriletilmesi, bastırılmış, görmezden gelinmiş kronik sorun alanlarının gün yüzüne çıkartılarak kamusal alanda tartışılır hale getirilmesi oluşturuyordu. Bu alanlarda büyük bir dönüşümün yaşandığı, kamusal hizmetlerin sunumunda göreli olarak mesafe alındığı aşikâr. Nitekim Ak Parti’ye bu süreç boyunca verilen destek de bunu doğruluyor.

KIRILMA VE KOPUŞ

Ne var ki Ak Parti ile hikâyesi arasında bir kırılma yaşandı. Özellikle Gezi Süreci ile başlayan ve 17-25 Aralık ile doruk noktasına ulaşan süreç ile Ak Parti inisiyatifini kaybetti. Yaşanan her gelişmeyi kendisine dönük bir operasyon olarak değerlendirme basitliği ile püskürtmeye çalıştı. Şüphesiz bu okumanın doğru ve makul olma ihtimali var. Ancak bu durumu yeni olarak görme, daha önce hiç olmamış gibi lanse etme teşebbüsleri naif ve gerçeklikten kopuk yüzeysel okumalara ve özünde de politik bir tıkanıklığa ve anı kurtarmaya çalışan bir pragmatizme evrildi. Oysa kendisine dönük operasyonlar daha önce de vardı. Cumhuriyet mitinglerinde, cumhurbaşkanlığı krizinde, 7 Nisan e –muhtırasında vs…. Ancak tüm bu süreçlerden güçlenerek çıkmasını mümkün kılan şey, meşruiyet alanına halel getirmeyecek meşru ve standartları yüksek bir siyasetin taşıyıcılığını yapmaktaki cesaret ve ısrarıydı. Ancak yukarıda dile getirilen 2011 sonrası süreç ile ilgili sürekli olarak dışındaki unsurların operasyon niteliklerine vurgu yaparak, olağandışı koşulların icbar ettiği netameli durumu olağanlaştırarak, savrulmak zorunda kaldığı “hukuk öncesi” pozisyonu incelikli bir strateji olarak kullandı. Olağanüstü koşulların oluştuğu bu süreçte toplum Ak Parti’ye sınırlı bir süre boyunca kredi açtı. Ancak Ak Parti’nin hem iç zaafları hem de taktik ve stratejik yanlış değerlendirmeleri “netâmeli durumu”kalıcılaştırdı. En azından böyle bir görüntüye neden oldu. Ancak bu durum da 7 Haziran seçim sonuçları ile akamete uğradı.

YENİ BİR HİKÂYE OLACAK MI?

Şimdi geldiğimiz noktada, 7 Haziran seçim sonuçlarından gerekli derslerin alındığı şeklindeki değerlendirmelerin anlamsızlığı da açığa çıkıyor. Zira temelde Ak Parti, yaşadığı politik tıkanıklığı aşacak ve toplumun yarınlarına ilişkin anlamlı ve kuşatıcı bir hikâye oluşturma becerisinden hâlâ yoksun olarak karşımızda duruyor. Hâlâ savunmada, tepkilere, gelişen olaylara cevap verme gibi defansif bir konumda. Proaktif bir tutumdan uzak, özgüveni zedelenmiş bir nitelikte.

Temelde söylediği ve ısrarla savunduğu hem ulusal hem de uluslararası boyutları olan kompleks, derin bir kuşatmayla karşı karşıya olduğu. Operasyona tabi tutulduğu, önünün tıkanmak istendiği vs. Dediğim gibi bunların, bu gerekçelerin hepsi doğru olabilir. Ancak bunların varlığı tek başına sizi desteklemek, sizin yapıp ettiklerinizden, söylediklerinizden, politik tutumlarınızdan bağımsız olarak sizi onaylamak için yeterli olmuyor. Zira dışarısının yapıp ettiklerinden daha fazla ve daha önemli olan sizin ne yaptığınız, ne söylediğiniz, ne durumda olduğunuzdur.  İlahı ikazdır başınıza gelen her şey yapıp ettikleriniz yüzündendir. Zafer, büyüme, güç ve kudret kazandığınızda da böyle; yalpaladığınız, gerilediğiniz, yenilginin sınır boylarında gezindiğinizde de böyle.

 

aliaydin505@gmail.com

twitter: @_aydinali

Facebook Yorumları

reklam
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
1.3.2017
28 Şubat’ın hatırlattığı 15 Temmuz’un öğrettiği
22.2.2017
“Çözümü bulduk, şimdi sıra sorun bulmada!”
15.2.2017
“FETÖ’cü olduğumu kendimden nasıl sakladım?”
8.2.2017
Omletiniz nerede?
1.2.2017
Matrix ve müfredat
18.1.2017
Müfredatı değiştirelim ama önce paradigmayı değiştirelim!
11.1.2017
Adlandıramadığımız tehditler
4.1.2017
Online gençler, çevrimdışı yetişkinler ve eğitimin krizi (II)
28.12.2016
Online gençler, çevrimdışı yetişkinler ve eğitimin krizi (I)
21.12.2016
Küresel oyunu nasıl bozarız?
14.12.2016
İnsanlık musalla taşında!
7.12.2016
Hödüklük yükselirken!
30.11.2016
Gündemi Cumhurbaşkanı’nın sırtına yükleyen kifayetsizlik!
23.11.2016
MEB müsteşarı Yusuf Tekin ile röportaj
9.11.2016
Kültürel etkinlik kültüre engeldir!
2.11.2016
MEB II.Eğitim Kongresi’nde ne söyledi?
26.10.2016
Tarih Türkiye’yi Çağırıyor
22.10.2016
Kültür inkılabı
12.10.2016
Muhafazakâr medya eğitim tartışmasına neden Fransız?
5.10.2016
Eğitim sistemini mağdurları değil sahipleri savunsun
28.9.2016
FETÖ analizleri neyi perdeliyor?
22.9.2016
Türkiye’de eğitim sistemi bir yutturmacadır!
21.9.2016
Türkiye’de eğitim sistemi bir yutturmacadır!
14.9.2016
‘Aklım almıyor’ diyebilmeliyiz!
7.9.2016
Devletin namus borcu
31.8.2016
Kıyametin koptuğunu görseniz de…
27.8.2016
Çatı çökerse kimsenin yarını olmayacak!
13.4.2016
Milli Eğitim Bakanlığını savunmak tetikçi müfterilerin işi değildir!
30.3.2016
Kirlenmek güzeldir’ diyen domuzlar
23.3.2016
Tarafsızlık namussuzluktur!
18.3.2016
Türkiye’yi nasıl savunmalı?
9.3.2016
“Ağabey biz Avrupa değerlerini savunuyoruz!”
3.3.2016
Tarih bizim civarımızda akıyor!
2.3.2016
Tarih bizim civarımızda akıyor!
24.2.2016
Sizinki düpedüz Türkiye düşmanlığı!
17.2.2016
Ahmet Hakan’ın hazin sonu
10.2.2016
Ahmet Altan, Nuri Alço ve “ilaçlı gazoz”
3.2.2016
Kant’ı ciddiye almadılar
27.1.2016
Büyüyemeyen muhalefet, aydın ve siyaset
20.1.2016
Büyüyemeyen muhalefet, aydın ve siyaset
13.1.2016
Cuma genelgesi ve şartlı refleks
6.1.2016
Zehra, molotof ve gerçeklik sahiline vuran kelimeler
30.12.2015
HDP’yi kendi derekesinde bırakıp ufka bakalım!
23.12.2015
Kültür iyiydi, hoştu Allah rahmet eylesin !
16.12.2015
IŞİD olmasaydı namaza mı başlayacaktınız?
9.12.2015
Cebeci yerleşkesine hakikaten sahip çıkalım
2.12.2015
Yeni Başlayanlar İçin Özgür Eğitim-Sen
25.11.2015
Güvencesiz iş burada muhafazakârlar nerede?
18.11.2015
657: Ezberle gerçek arasında
11.11.2015
Nuri Pakdil, büyük kuraklık ve esas mesele
4.11.2015
Millet ders verdi
28.10.2015
Nabi Avcı Farkı
21.10.2015
Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’ya Çağrımdır
14.10.2015
Bombalar patlamasın diye yapılacak 5 şey daha var!
7.10.2015
Boşuna beklemeyin tavşan şapkadan çıkmayacak
30.9.2015
Boş, yararsız ve umutsuz pratiğimize yeniden başladık
23.9.2015
Barış hendekte aranmaz
16.9.2015
Ak Parti ne söyleyecek?
9.9.2015
Maskeli balo bitti
2.9.2015
Ak Parti’nin Hikâyesi
26.8.2015
AKP nefretinden PKK muhipliğine
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
15.7.2015
KCK savaş için sudan sebepler ileri sürmüş
8.7.2015
Mazlum olmak iyi olmak için yetmiyor
1.7.2015
Tarafsız bölgede bertaraf edilen Suriye Türkmen Meclisi Başkanı
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları