Abdurrahman Dilipak



Bookmark and Share

Kovanın dibi delikse ya da hırsız içerideyse!


15.8.2018 - Bu Yazı 288 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hırsız içeride ise; kapıyı kilitlemek fayda sağlamaz. Kovanın dibi delikse; kovaya su biriktirmenin, su kesilmesine faydası yoktur.

Bir zamanlar bir partinin milletvekili aday listesine, seçilecek yere bir “manken kız”(!) koymuşlar. Neyse biri söylemiş de genel başkanları işin farkına varmış ve listeden çıkarmış.

Peki çıkarmış da ne olmuş? Bu ismi oraya kim ve nasıl sokmuş, buna bakmışlar mı? O ismi oraya sokan ile o isim arasında nasıl bir ilişki varmış. O kişiyi o tezkiye eden kişiyle kim tanıştırmış. Nerede nasıl tanışmışlar. Bu yanlışı yapanlar hâlâ yerinde duruyor muymuş?.

Aynen böyle, bir partide bu işler böyle oluyor da, belediyelerde, Bakanlıklarda, bürokraside bu işler nasıl oluyor?

Finans piyasasında hâlâ bir sürü FETÖ’cü var. Hem de karar verici pozisyonda. Eşzamanlı olarak da Bank Asya’da hesabı var diye adamları görevden alıyorsunuz. Adama sormazlar mı, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye.

Biri birini bir yerden görevden alıyor, adam gidiyor daha yukarıda bir yerden himaye görüyor.

Eğer bugün acil olarak finans piyasasındaki kriptolar sistemden tasfiye edilmez, daha da kötüsü, namuslu, dürüst, bilgili ve cesur insanlar tasfiye edilmeye kalkışılırsa, bu memleketi, taşların toprağa bağlanıp, köpeklerin sokağa salındığı köye döndürür.

Bakın bu zor süreçte, iktidarı, muhalefeti, belediyecisi hepimizin dikkatli olması gerek. Uçkur ve kasa hesapları din ve devletin önüne geçerse, bu adamlar hâlâ kilit noktalarda tutulmaya devam eder, başarılı, daha doğrusu, ehliyet ve liyakat sahibi, dürüst insanlar kişisel kapris ve ihtiraslarla kritik bir zamanda yerinden edilmeye kalkılırsa bu işin neticesi vahim olur. Dereden geçerken at değiştirilmez. Bu kadar kritik zamanda eğer “mazarrat’ın def’i” kabilinden bir şey sözkonusu değilse ihtiyad etmek gerekir.. Elbette “Def’i mazarrat celbi menafiden evladır.”

Dilerim Beştepe’de daha önce askeri yaverler konusundaki algı eksikliğinden kaynaklanan büyük yanlış, bu kez başka konularda yaşanmaz.

Allah hiçbir ülkeyi kifayetsiz muhteris politikacıların ve bürokratların eline düşürmesin, onlara düşman gerekmez, içlerindeki hainler ve gafiller buna yeter. Hatta bazen gafiller hainlerden, gafiller ve hainler dışarıdaki düşmanlardan daha tehlikeli olabilir. Zaten dışarıdaki düşmanların gücü de içerideki bu çevrelerden gelmektedir.

Doların bu seviyeye çıkacağını iki hafta önce Beştepe’deki arkadaşlara ilettiğimde pek ciddiye almadılar sanırım. Dolaylı olarak kurbanlık et misali üzerinden bir örnek vermek istedim. Ben gazeteciyim, ekonomist değil. Benim duyduğumu devletin diğer organları, duymuyor mu, bilmiyor mu?

Mesela neden ekonomiye yön veren kişi ve kurullar bir kriz yönetimi için bir araya gelmiyorlar. Görüş alınmıyor. Sadece talimatla yürütülemez bu işler. Senkranizasyon, oryantasyon, optimizasyon gerekli. Hep söylüyorum, kriz yönetiminde ihtimal, maliyet ve risk senaryoları ve değişen şartlara uyum performansı yüksek fleksibl çözüm modellerine ihtiyacımız var.

Bakıyorum da, insanların da kafası karışık. Tek dini referansa sahip bakış açısı Erdoğan’dan geliyor. Bana kalırsa ah-vah’ı, “cek-cak”ı bırakıp varolan imkanlarımızı etkin bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Gece gündüz değil, bütün zaman. Boşa geçirecek tek saniye zamanımız yok. Hem finans, hem mali dengeler, hem piyasayı aynı zamanda kontrol etmek kolay değil. Bu işleri tek kişinin zeka ve performansına da bağlayamazsınız.

Hatta, diyorlar ki, Erdoğan’ın faiz hassasiyeti bile rantiyeyi ucuz bir şekilde fonlamak için kullanıyorlar. Bugün Hazine’ye %25’den borç veren rantiye gidip, Merkez Bankasından %17’den alıyor. Merkez, güya Erdoğan faize karşı olduğu için faizi artıramıyormuş. İşine geldiği zaman sorun yok. Kamu kaynakları kullanılarak kamu dolandırılıyor. 

Bu arada tekrar hatırlatalım: 15 Temmuz ya da 28 Şubat bitmemiş. Bugünden yarına da bitmeyecek. Dönüp yine gelecekler. Şeytan bazan asker şapkası ile bazan sarık sarıp gelir. Bazan bir bankacı, bazan şuh bir kadın kılığında gelir. Şeytan tatile çıkmayacak, fazla mesai yapacak. Hz. İbrahim’den vazgeçmeyen Şeytan, sizden mi vazgeçecek!

Öte yandan; bir kez daha tekrarlayalım: Kaderimiz de ne varsa o olacak. Allah’ın iradesi kainatı, hayır ve şerri kuşatır. Biz rızasına tabi olalım. Rızgımızdan az ya da çok yemeyecek, ecelimizden önce ya da sonra bu dünyadan ayrılmayacağız. Bakın gökyüzünün hazineleri, Levh-i mahfuzun anahtarı kimsenin elinde değil.

Hadi biraz da piyasa dili ile konuşalım: Geçen gün İş Bankası genel müdürü söyledi. Alanın uzmanları ile konuştum. Geçen hafta Merkez Bankası rezervleri 102 milyar dolar seviyesinde imiş. Bankalardaki döviz mevduat hesabı 183 milyar dolar. Toplam 285 milyar dolarlık bir nakit varlığından söz ediyoruz.. Yastık altı diğer rezervler bu toplama dahil değil. Finansal varlık bu. Peki borcumuz ne? Artan turizm ve ihracat hariç, kısa vadeli 1 yıla kadar özel sektör borcu 98 milyar dolar. 24 milyar kamu borcu. Toplam 122 milyar dolar.

Yabancıların kısa vadede likide dönebileceği maksimum borsadaki menkul kıymet stoğu 30 milyar dolar, devlet borçlanma senetlerinde 18 milyar, toplam 48 milyar dolar, bir risk var. Bunların aniden borsadan çıkışı sözkonusu değil. Kendileri büyük bir zarar göreceği için bu olmayacak. Toplamını bile alsak kısa vadeli yükümlülüklerimiz döviz varlıklarımızın çok aşağısında. Bunun anlamı finansal operasyon yiyoruz.

Toplam rezerv 285 milyar dolar, toplam risk 170 milyar dolar. Pozitif fazlamız 115 milyar dolar.

Doların dört liranın üzerinde olmasını gerektirecek başta, reel efektif döviz kuru endeksleri olmak üzere doların baskılandığını gösteren hiçbir gösterge de yok.

Eğer piyasa dili ile özetleyecek olursak durum bu.

Anlaşılan bu konu bugün burada bitmeyecek. Teorik çerçeve, işin dini boyutu ile ilgili söyleyeceğim daha çok şey var. O zaman yarın da devam edeceğiz demektir.

Selâm ve dua ile.

Facebook Yorumları

reklam
20.11.2018
Seçicilere ve adaylara dikkat!
17.11.2018
Dünya nereye gidiyor?
16.11.2018
“Oyuna gelmeyelim” derken
15.11.2018
Metodik Kemalizm
14.11.2018
Yeni bir CHP mümkün mü?
13.11.2018
“Fransız tipi İslam”, laiklik vs..
12.11.2018
Demedim mi, Selahaddin’in çocukları..
11.11.2018
Atina tecrübesi CHP için bir referans olabilir mi?
9.11.2018
Şimdi ne oldu?
8.11.2018
Ölüm asude bir bahar ülkesidir
7.11.2018
Helen bizim neyimiz olur?
6.11.2018
Kaşıkçı’dan Lumumba’ya!.
5.11.2018
Kötü örnek olmayalım da!
4.11.2018
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mi?
3.11.2018
Dört halife döneminden bugüne dersler
2.11.2018
Adaylara uyarı
1.11.2018
Fırat’ın doğusu ve..
31.10.2018
Yerel yönetimlerde aday belirlerken
30.10.2018
“The Cumhuriyet” Bayramı mı?
29.10.2018
Kaşıkçı olayı nerede başlar, nerede biter..
28.10.2018
Kibriti gözünüze çok yaklaştırırsanız!
26.10.2018
Durdurun dünyayı inecek var!
25.10.2018
Andımız
24.10.2018
Tekrar İş Bankası
22.10.2018
Dilipak hata yaparsa!
21.10.2018
N’olacak bu Patrikhane’nin hali!
20.10.2018
Hak şerleri hayreyler
19.10.2018
“İnni küntü minezzalimin”
18.10.2018
FETÖ davaları nasıl gidiyor?
17.10.2018
“Kurtarıcı lider”lik fenomeni
16.10.2018
Hilafet, imamet, liderlik üzerine
15.10.2018
Medyen ve Eyke ya da Sodom ve Gomore
14.10.2018
Suudi gazeteci
12.10.2018
Ortodokslar bizim neyimiz olur?
11.10.2018
Paradoks
10.10.2018
İla cehennemüzzümera
9.10.2018
2025
8.10.2018
Kerim devlet yolunda
7.10.2018
Siyaset ve bilgelik
6.10.2018
Ha Hasan’a, Ha Sana!
5.10.2018
Şikâyetname!
4.10.2018
Gelecek günler
3.10.2018
Biz eskiden, eskiden..
2.10.2018
Madem iç tüzük değişecek
1.10.2018
Kafkas, tarih, bugün ve gelecek
30.9.2018
Ahfaz ve İdlib’de neler oluyor?
28.9.2018
Yılanın önündeki tavşan kim?
26.9.2018
Trump intihar etti, Erdoğan “adalet” dedi!
25.9.2018
Tedricilik ve ıslah üzerine
24.9.2018
İyi bir haberim var
23.9.2018
Bir kere daha
21.9.2018
Katılım bankacılığının geleceği üzerine
20.9.2018
Tekrar Pardus
19.9.2018
Erdoğan, CHP ve İş Bankası
18.9.2018
Can Dündar ne yaptın sen!
16.9.2018
Pardus
15.9.2018
N’olacak bu ailenin hali?!
14.9.2018
Arşivciliğimiz ne durumda?
13.9.2018
1440
12.9.2018
Bir gözümüz İdlib’te, öteki!..
11.9.2018
“Kıyametin Şifre”si İzmir’de mi?
10.9.2018
Kadro, cemaat, örgüt ilişkisi üzerine
9.9.2018
İdlib’de neler oluyor?
8.9.2018
Kasap köfte
7.9.2018
Örümcek ağı üzerine
6.9.2018
Emoji
4.9.2018
Hz. Musa, Hz. Davud ve..
3.9.2018
Beklenen Vakit
2.9.2018
Üstümüze gelmeye devam ediyorlar
1.9.2018
Bir “günah keçisi” aranıyor
31.8.2018
Zina suç değil, ama dini nikâh suç mu?
30.8.2018
Zalimlere meyletmeyin, sonra!
29.8.2018
Rusya ile ilişkilerimizi geliştirirken
28.8.2018
Evengaliş komplo
27.8.2018
Evengaliş Müslümanlar!
26.8.2018
Trump giderse
25.8.2018
FETÖ’cüler şimdi de..
24.8.2018
Dünya neden ve nasıl dolara mahkûm ve mecbur bırakıldı?
22.8.2018
Bayramdır..
20.8.2018
Almanya ve Japonya için,bugün değilse ne zaman
19.8.2018
AK Parti’de kongre tamam
18.8.2018
İyi Parti’de siyaset rotasını kaybetti mi!
17.8.2018
Yazılı basın sizlere ömür
16.8.2018
Dolar’la imtihan!
15.8.2018
Kovanın dibi delikse ya da hırsız içerideyse!
14.8.2018
Şu FETÖ yapılanmasını yeniden araştırsak
13.8.2018
Bu gidiş nereye?
12.8.2018
Ben Kapitalizm!
11.8.2018
Haddinden fazla şiddet..
10.8.2018
Nan-ı aziz
9.8.2018
İktidarın dolarla, muhalefetin kongre ile imtihanı
8.8.2018
Masonluk, FETÖ, “cemaat” vs!
6.8.2018
CHP’de sular durulmuyor
5.8.2018
ABD’nin bu “dost”luğunu (!?) unutmayacağız
4.8.2018
Kılıçdaroğlu da Osmanlı!
3.8.2018
ABD Türkiye’ye savaş mı açtı
2.8.2018
Derin CHP
31.7.2018
BRICS+T
30.7.2018
Şeytan bizimkileri nasıl kandırıyor
29.7.2018
Asıl sorun ne biliyor musunuz?
28.7.2018
Kanlı ay
27.7.2018
CHP, İyi Parti..
26.7.2018
Siyonistler! Kendi cehennemine sırtında odun taşıyanlar
25.7.2018
Af meselesi
24.7.2018
Bedelli askerlik de olsun, kısa dönem de..
23.7.2018
Ava giden avlanır
22.7.2018
Cumhuriyetin 1. Evresinin bakiyesi
21.7.2018
Aman dikkat!
20.7.2018
15 Temmuz devam ediyor!
19.7.2018
“Bakan” olmak!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.